Beethoven’dan Kemik İletimli Kulaklığa

Beethoven’dan Kemik İletimli Kulaklığa

Nasıl ve hangi yollarla işitiriz ?

Ses, maddesel ortamda dalgalar halinde yayılır. Hepimiz kulak zarımızdan veya kemiklerimizden gelen sesleri duyarız ama çoğu sesi kulak zarlarımız tarafından duyarız. Kulak zarı, ses dalgalarını titreşime dönüştürür ve Koklea’ya (kulak salyangozu) iletir. Koklea, bu titreşimleri anlamlı hale getirerek beyne gönderir ve son olarak da duyma gerçekleşir. Günümüzdeki kablolu veya kablosuz kulaklıklar da bu prensibe göre çalışır. Ancak bazı durumlarda kulak zarı atlanır ve iç kulak tarafından doğrudan titreşimler duyarız. Aslında bu, kendi sesimizi duymanın bir yoludur. Küçük bir örnek vermem gerekirse balinalar da kendilerini bu şekilde işitirler. İşte kemik iletimli kulaklıklar da üst çenemizdeki kemikleri titreterek sesi direkt olarak iç kulağa gönderir.

        İletimin gerçekleşmesi

        İletimin gerçekleşmesi

 

Peki, kemik iletimi kim tarafından, nasıl keşfedilmiştir?

18.yüzyılın ünlü bestecisi Ludwig van Beethoven, yirmili yaşlarının başında işitme duyusunu kaybetmeye başladı. Tamamen işitemez olduğunda ise Bone Conduction’ı (kemik iletimi) yaptığı küçük bir deneyle keşfetti. Piyanosuna bir çubuk yerleştirdi ve diğer ucunu da dişlerinin arasına sıkıştırdı böylelikle piyanonun sesini çene kemiğinden duyabildiğini farketti. Titreşimler, piyanodan çene kemiğine aktarıldığında ise sesin algılanması sağlamış oldu. Birçokları tarafından en büyük eseri olarak kabul edilen Senfoni No. 9’u Beethoven, yalnızca bu tekniği kullanarak yazmıştır. Bu durum, sesin işitme sistemimize sadece kulak zarından değil kemiklerden de ulaşabileceğini kanıtlamıştır.

Ludwig van Beethoven

Ludwig van Beethoven

                             

Beethoven Bone Conduction

Anlayacağınız üzere kemik iletimi, kulak zarını atlar. Bahsettiğimiz kulaklıklar, kemik zarının görevini yerine getirir. Ses dalgalarını çözer ve doğrudan koklea tarafından alınan titreşimlere dönüştürür. Geleneksel kulaklıkların aksine, kemik iletimli kulaklıklar kulağın dışına oturur. Bu da kulak kanalını ortam sesine açık bırakır ve hem tetikte olduğumuz hem de çevrenin farkında olduğumuz anlamına gelir. Bisiklet sürerken, koşarken veyahut spor esnasında müzik dinlemek isteyenler için bu kulaklıklar akıllı bir tercihe dönüşüyor.

Bunların yanı sıra en önemli etkisi de işitme kaybı yaşayanlar için çünkü işitme kaybı vakalarının çoğu kulak zarındaki hasardan kaynaklanır. Kemik iletimli kulaklıkların ise kulak zarı görevini üstlendiğine değinmiştim. Açık kulak tasarımlarından dolayı da bu kulaklıklar işitme kaybı olan ve işitme cihazı kullanan herkes için yararlı olabilir.

Kemik iletimli kulaklık örneği

Kemik iletimli kulaklık örneği

 

Son olarak kemik iletimli kulaklıklar  tasarımları itibariyle gerçeğe yakın ses üretmekte zorlanıyor olsalar da hayatımızı kolaylaştırdıkları takdirde ses kalitesi biraz daha geri planda kalabilir. Sonuç olarak kemik iletimiyle duymaya alışkın olduğumuz tek şey kendi sesimizdir.

Teknolojiyle kalın, bizimle kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir