Sergey Brin’in Mucizevi Çalışmaları

Sergey Brin’in Mucizevi Çalışmaları

Hikâyeyi üniversite yıllarından alıyorum. Stanford Üniversitesi’nde okuyan iki gencin hikâyesi.. Evet bu gençler Sergey Brin ve Larry Page. Hayatımıza dönüm noktası olan iki genç mi demeliydim acaba? Ya da belki daha dönüm noktaları bitmemiş bile olabilir. Google serüveni ile kalmayıp Google Glass, Pathfinder 1 ve daha bilmediklerimiz…

Google Serüveni Nasıl Başladı?

Sergey Brin (solda) ve Larry Page

Doktora çalışmalarını yapmak için geldikleri üniversiteye ara vererek şu an hayatımızın vazgeçilmezi olan Google için elleri sıvadılar ve çoğu kişinin isimlendirdiği şekliyle Google Guys, bir şirket kurdu. Tabi bu şirket ilk kurulduğunda yani 4 Eylül 1998’de sadece özel bir şirketti. 5 yıl sonrasında tam olarak 19 Ağustos 2004 tarihinde halka arz ettiler. Arz edilmeden sonra Google Guys 2024 yılına kadar Google’da çalışacaklarına anlaştılar. Bu istikrarlarını da en güzel sloganları ile fark ettiriyorlar. Her ne kadar resmi sloganları olmasa da onların hayatlarının ilerlemesinde büyük rol oynadığına eminim. Sizi daha da meraklandırmadan sloganı söyleyeyim: “Don’t be evil” (kötü olma). Yola çıktıklarında sloganı sadece kötü amaçlara sapmamak için söylendiğini düşünüyoruz. Belki de altında yatan bir diğer neden de araştırmacı yönlerini hiç kaybetmemeleri, hep ileriye taşımalarıdır. Siz ne dersiniz?

Google Glass nedir? Hayatımızı mı kurtaracak?

Sergey  Google ile çalışmalarını bitirmeyip daha da ileriye taşımak için çabalıyor. Page ile kurdukları şirketten 14 yıl sonra San Francisco’da yapılan bir etkinlikte bizi büyüleyecek bir diğer buluşu ile karşımıza çıkıyor. Çalışmasına verdiği isim, Google Glass. Bu, üzerinde optik bir ekran bulunan gözlük şeklindeki giyilebilir bir bilgisayar olarak adlandırılıyor. Ses ile kontrol edilebildiği gibi cihaz kenarında bulunan dokunmatik pad aracılığı ile de kontrol edilebiliyor. Bunlarla da bitmiyor. Ayrıca bu cihazla internete bağlanıp üzerindeki kamera ile fotoğraf ya da video çekilebiliyor. Sergey, Google Glass cihazını bu etkinlikte anlatmakla kalmayıp tam aksine arkadaşları ile beraber gösteriyor. Gelelim asıl önemli olan kısma yani ayrıntılara.

Google Glass’ın bir örneği

Brin sahnede canlı yayın sayesinde havada olan arkadaşlarına bağlanıyor. Sağdaki görselde bulunan gözlük, bilimsel adı ile Google Glass, sayesinde havadaki arkadaşları Brin ile iletişime geçebiliyorlar. Sonrasında aynı gözlük ile havadan yeryüzündeki görüntüyü yani San Franciso’yu gösteriyorlar. Bu kadarıyla da kalmıyor. Brin arkadaşlarını bulunduğu yere çağırıyor. Onlar da kırmayıp gelmek istiyorlar. İlk olarak mekana yaklaşınca paraşütleri ile yere atlıyorlar. Asıl büyüleyen kısım onların inişlerini perspektiflerinden gözlükler sayesinde rahatlıkla görebiliyorduk. Etkinliğin yapıldığı Mascone binasının çatısına indikten sonra da gösteri bitmiyordu. Bu sefer de ellerine bisikletlerini alarak  akrobatik hareketlerle çatının kenarına geliyorlar. Taşıdıkları paketi dağcıya veriyorlar. Şimdi sıradaki şov dağcıdan. Paketi aldıktan sonra çatıdan etkinliğin yapıldığı kata kadar iple iniyor. Etkinliğin yapıldığı katın balkonuna gelince paketi bisiklet süren arkadaşlara iletiyor. Bisikletleri ile arkadaşlar insan kargaşası içinden geçerek etkinliğin yapıldığı salona ulaşıp sahneye çıkıyorlar. Anlattığım büyülü görüntüyü bir de gözlerinizle görmek istersiniz diye düşünerek videoyu aşağıya bırakıyorum:

2012 yılında bizi ne kadar büyülese de halen kayda değer bir gelişme yok. Glass’ın üzerinde bulunan kamera nedeniyle özel hayatın gizliliğini kısıtlayacağını düşünen haberlerden kaynaklı olduğunu söyleyen haberler olsa da yaygınlaşmamasının asıl nedenini bilmiyoruz. Günlük hayatta kullanılmasa da kurumsal hayatta yerini alıyor.

Ama akıllı gözlüklerle ilgili araştırmalar teknoloji şirketlerinde hız kesmeden devam ediyor. Yakın zamanda bu teknoloji sayesinde farklı bir pencereden dünyaya bakacağımızı düşünüyorum. Sizin bu konuda düşünceleriniz nelerdir?

Sergey’in çalışmaları hiç bitmiyor. Şimdi de başka bir proje ile karşımızda. Her ne kadar gizliliğini korusa da söylentilere göre en büyük uçan aracı yapmaya çalışıyor. Bilinen adı ile hava gemisi..

Hava Gemisi nedir? Sergey bir hava gemisi mi yapıyor?

Hava gemisi serüveni, ulaşım aracı olarak kullanılan itme kuvvetiyle yol almalarını sağlayan motorları ve havada yönlenmesini sağlayan dümenleri olan puro biçiminde ve altında yolcu kabini bulunan güdümlü balonlar olarak adlandırılan zeplinler ile ilk defa başladı. İlk uçuş da Henri Giffard tarafından 1852 yılında 160 kg ağırlığında, 43 metre uzunluğunda ve 12 metre çapında olan hidrojenle dolu bir torbanın altına takılarak yapılmıştır. Bir voleybol sahasının yaklaşık 3 katını kapsayacak bir alandan bahsediyoruz. Bu alanın gökyüzünde süzüldüğünü hayal edebiliyor musunuz?

Zeplin yere düşme esnası(Hindenburg felaketi)

Her ne kadar büyüleyici bir buluş olsa da Hindenburg felaketi sonrası bu araçların kullanımına büyük oranda son verildi. Felaket, hidrojenden kaynaklı bir sorun olduğu için bu olaydan sonra onun yerine helyum kullanımına başladılar. Şu an da düzenli olarak insan taşıyan tek şirket olan  Zeplin Şirketi Almanya’da turistik turlar yapıyor. Bu zeplinler 1852 de yapılan zeplinlerin sadece üçte biri büyüklüğünde. Teknoloji hep gelişiyor diyoruz. Bir taraftan da sanki geriliyor. Bu şirkette çalışmalarına devam eden Alexandra Hall, Sergey’in hava ile ilgili serüvenindeki çoşkusu hakkında şöyle diyor: “Yıllar boyunca Sergey ile çok fazla etkileşimimiz oldu.. Kesinlikle bu tür bir ulaşım tutkunu olan birisi.”

Zeplinler hakkında da bilgi verdikten sonra Sergey’in projesine bakalım.

LTA’nın Pathfinder 1 adındaki prototip gemisi

LTA şirketinin Pathfinder1 ile ilgili görüntüsü

Brin’in şirketi olan LTA yani Lighter Than Air(havadan daha hafif), isminden de anlaşılacağı üzere  havadan hafif bir cisim yapması sebebiyle kurulduğunu düşünüyoruz. LTA’nın iş başvuruları sonucu olan çıkarımlara göre uçağının 1.5 Megavat güç sağlayabilen bir hidrojen hücresi olması üzerine çalışıyor. En fazla büyüleyen kısmı da şu ana kadar sadece 0.25 Megavatlık güç sağlayan cihazlar var. Şu ana kadar olan en büyük cihazdan tamı tamına 6 kat daha büyük güç sağlayan bir cihazdan bahsediyoruz. Bu da geçmişten günümüze kadar en güçlü uçan elektrik jeneratörüne sahip olması demek. Ayrıca Federal Aviation Administration çıkarımlarına göre 14 kişiyi taşıyacak.

Pathfinder 1 hangi yakıt hücresini kullanıyor? Geçmişe geri mi dönüyoruz?

LTA şirketinin Pathfinder1 ile ilgili görüntüsü

Tahmin ettiğimiz bir diğer özelliği de hidrojen yakıt hücreleri kullanacaklarıdır. Bunu nereden çıkardığımızı da soracak olursanız LTA şirketi bir iş ilanında “Hidrojen Program Yöneticisi” arıyor. Buradan da anlıyoruz ki Hindenburg öncesi gibi hidrojen ile çalışan zeplinler görebileceğiz. Hidrojenin helyum yakıt hücrelerine göre birçok faydası olduğu açıktır. Öncelikle helyum pahalı bir gaz olduğu için zeplinde kullanımı çok yaygınlaşmamıştı. Ama hidrojen ona kıyasla ucuz ve daha hafif bir gaz olması nedeniyle elektrikli havacılık için harika bir çözüm.

Bir diğer güzel haber ise bu hava gemilerinin insani amaçlar için kullanılacak olmasıdır. Afet müdahale ve yardım çalışmalarında rol alacağı bilinenler arasında. Özellikle sınırlı veya tahrip olmuş altyapı nedeniyle uçak ve tekne ile kolayca erişilemeyen uzak bölgelerde görev yapması hedefleniyor.

Hem çevre dostu hem insani amaçlar için kullanılacak olan hava gemisinin duyurulacağı günü merakla bekliyoruz. Bizim tahmin ettiğimiz bilgiler bu kadar. Belki de yararımıza dokunacak başka özellikleri de vardır. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Kaynakça

Wikipedia 

https://www.ltaresearch.com/

The Guardian

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir