Sıfır Oyunculu Hayat Oyunu: Conway’s Game of Life

Sıfır Oyunculu Hayat Oyunu: Conway’s Game of Life

Hayat Oyunu

“Hayat Oyunu” gibi iddialı bir isim, ilk bakışta insanın aklına türlü sorular getirebilir. Bilgisayar oyunu mu? Edebi bir eser mi? Ne işe yarıyor? Neden var?

“Hayat Oyunu” ismiyle ilk karşılaştığımda aynı sorular benim de aklıma takılmıştı. Her ne kadar araştırmaya ve öğrenmeye çalışsam da yazılan karmaşık yazılardan, bol terimli ifadelerden ya da o zamanki kavrama yetimin düşüklüğünden olsa gerek aklımı oldukça karıştırmıştı. Bu sebeplerden dolayı tam anlamıyla anlayabilmem için aradan belli bir süre geçmesi gerekti. Fakat anladığım ilk anda adına neden “Hayat Oyunu” denildiğini anlamıştım. Böyle önemli bir çalışmayı size bu zorlukları yaşamamanız için elimden geldiğince sade bir şekilde aktarmaya çalışacağım. Keyifli okumalar.

Ortaya çıkış

İngiliz matematikçi Horton Conway, 1970’te diğer birkaç ünlü matematikçinin basitçe “kendini türeten mekanizma” temalı fikirlerini birleştirerek “The Game of Life” ı tasarlamıştır. Hayat Oyunu ilk olarak American Scientific dergisinin Ekim 1970 sayısının “Matematik Oyunları” köşesinde halka sunulmuştur. Gardner, oyun hakkındaki görüşünü şöyle dile getirmiştir:

“Hayat Oyunu bir canlı organizma birlikteliğinin gelişimi, gerileyişi ve değişimleriyle olan benzerlikleri nedeniyle ‘simülasyon oyunları’ (gerçek yaşam süreçlerine benzeyen oyunlar) adı verilen, büyüyen bir sınıfa aittir.”

Martin Gardner

Nedir?

Hayat Oyunu, kendisini teknik ismiyle anacak olursak bir hücresel otomattır. Fakat bu teknik terimler yerine daha açıklayıcı bir dil kullanalım. Yukarıda Gardner’ın da bahsettiği üzere kendisine simülasyon oyunu dememizde bir zarar yoktur. Fakat bu oyunu asıl özel yapan şey, bize oldukça karmaşık gözüken mekanizmaları anlamamıza yardımcı olmasıdır.

Oyun, birbirinin aynısı olan karelerden oluşan bir düzlemde oynanmaktadır. Bu karelerden her biri birer hücre olarak kabul edilir ve düzlem üzerinde ancak ölü ya da canlı halde bulunabilmektedirler. Bununla birlikte, canlı hale geldiklerinde farklı bir renge boyanmaktadırlar. Artık oyunun başlaması için ihtiyaç duyulan tek şey, başlangıçta tümü ölü olan hücrelerden hangisini veya hangilerini canlandıracağınızı seçmenizdir. Oyunu bu hücre veya hücreleri canlandırarak başlattıktan sonra, tüm hücreler belirli dört adet kuralı takip ederler.

Kurallar

  •  2’den az canlı komşusu olan canlı hücre, “nüfus azlığından” ölür.
  •  2 ya da 3 canlı komşusu olan canlı hücre canlı kalmaya devam eder.
  •  3’ten fazla canlı komşusu olan canlı hücre, “nüfus patlamasından” ölür.
  •  Tam olarak 3 komşusu olan bir hücre, “üreme” yoluyla hayata döner.

Neye yarar?

Bu oyuncusu olmayan oyun başladı ve hücreler kuralları takip ediyor. Şimdi işin asıl ilginç kısmına geçiş yapıyoruz. Çünkü gözlemlendiği kadarıyla bu hücreler, ortaya incelenmeye değer şeyler çıkarmaktadır.

Glider

Sağ tarafta görmüş olduğunuz ortaya çıkan basit yapı, “Glider” yani Türkçe ismiyle “planör” olarak adlandırılmıştır. Bir animasyon olarak düşündüğünüzde etkileyici olmasa da, aslında bunun bilinçsiz hücreler tarafından oluşturulan bir organizma olduğunu düşündüğünüzde farklı bir anlam kazanmaktadır.

Hayat Oyunu
Glider

Yarış Pisti

Bu sefer görmüş olduğunuz yapı yukarıdakinden daha karmaşık değil mi? Eğer incelerseniz yeşil renkli yapıların, sarı renkli küçük hareketli nesneler üretmekte olduğunu göreceksiniz. Bu sarı renkli nesnelere ister araba deyin, ister bir uçak. Üretilen bu şeylerin davranışlarını takip ettiğinizde birkaçının mavi şeritlerle belirlenmiş yolu takip edip, pembe köşelerden döndüğünü görebilirsiniz. Bunlara ek olarak en sağda ise sarılar bir araya gelip diğerlerinden farklı olan kırmızı renkte başka bir “şey” ortaya çıkarmaktadır. Her ne kadar bunları tanımlamak sizin inisiyatifinize kalsa da, odaklanılması gereken nokta bu sistemin yalnızca dört kuralı takip eden hücrelerce oluşturulmuş olmasıdır. Kendiliğinden oluşmuş bu karmaşık sistem bize çok değerli bilgiler vermektedir.

Hayat Oyunu
Race Track Large Channel

Sonuç

Tüm bu animasyonları incelediyseniz büyük oranda ne çıkarmamız gerektiğini fark etmişsinizdir. Oyunda basit ve bilinçsizce belli kuralları takip eden hücreler olduğundan bahsetmiştik. Bu size bir yerlerden tanıdık geliyor mu? Evet, tahmininiz doğru. Her birimiz tam da bu oyunda olduğu gibi belirli kuralları takip eden bilinçsiz hücrelerden oluşmuş karmaşık organizmalarız. Hatta yalnız bizler değil, diğer tüm canlılar da bu tanıma dahildir. Beynimizi ele alacak olursak, trilyonlarca nörondan oluşmaktadır. Sadece bir nöronu incelerseniz, diğer hücrelerden daha farklı görevleri olsa da beyne kıyasla sadece basit bir hücreden ibaret olduğunu görürsünüz. Fakat eğer bu küçük nöronlardan trilyonlarcasını bir araya getirirseniz ortaya duygular, anılar ve zeka çıkar. Bildiğiniz üzere beynin kendisi dahil olmak üzere bunlar, hala tam olarak anlayamadığımız kadar karmaşık şeylerdir. Şu an bile bu yazıyı okuyup anlıyorsanız tüm bu basit hücrelerin karmaşık işleyişi sayesindedir. İşte hayat oyunu bize tam da bunu anlatmaktadır. Küçük ve önemsiz şeyler aslında yeterli sayıya ulaştıklarında ortaya oldukça karmaşık, harikulade şeyler çıkarabilmektedir. Dolayısıyla hayat oyunu da adını buradan almaktadır. Kuralları basit fakat kendisi karmaşık bir oyundur. Tıpkı hayat gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir