Uzay Kirliliği ve Uzaylılar

Uzay Kirliliği ve Uzaylılar

https://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Debris-GEO1280.jpg

İnsanoğlu çevresini, doğayı ve dünyayı kirlettikten sonra uzayı kirletmeye başladı. Gezegenimizin etrafında, yakınında ya da uzağında binlerce kullanılmayan, işlevini yitirmiş enkazlar bulunmaktadır. Bu döküntüler bütününe de “Uzay Kirliliği” diyoruz. Uzay atıklarını biraz daha detaylı inceleyelim ardından sana çılgınca bir fikir ile geleceğim. Hazırsan başlıyoruz.

Uzay Kirliliği

Yukarıdaki paragrafta genel hatları ile açıklamıştım. Ancak bu kirlilik nasıl başladı, diye soracak olursan eğer insanlığın uzaya ilk adımı olan “Sputnik 1” cevabı ile karşılaşacaksın. Tabi ki sadece roketler değil boyalar, uydular ve bu araçların birbirleriyle ya da başka cisimlerle çarpışması sonucu da kirlilik oluşuyor.

Hatta 2009 yılında iki uydunun çarpışması ile birlikte bu enkaz yığınına yaklaşık 2000 parça daha eklenmiş oldu. Sayıyı daha da artırmak ister misin? 2019 yılında yapılan araştırmalar çerçevesinde, uzayda 3mm’den 10cm’e kadar 128 milyondan fazla atık olduğu tahmin ediliyor. Bu sayı sadece uzaydaki enkazlar için geçerli.

Uzay Atıkları Tehlike Oluşturuyor!

Kırbaç Kalkan - https://en.wikipedia.org/wiki/File:WhippleShield.jpg

Uzaydaki kirlilik, uydular ve Uluslararası Uzay İstasyonu için de tehlikeli. Tabi ki buna yönelik önlemler mevcut örneğin Kırbaç Kalkan adı verilen “Whipple Shield” kullanılıyor. Bu kalkan olası bir çarpışma durumunda gelen cismi parçalayıp bölerek birçok parçaya ayırır ve enerjisini soğurmaya çalışır.

Bir de dünya yüzeyini ele alalım. Çarpışmaların ya da enkazların atmosfere girmesiyle de sayı artmakta ancak bunun yanı sıra tehlike de oluşmaktadır. Tabi ki yanma sonucu parçalar küçülüyor ya da yok oluyor ancak dünyaya düşen ve insan kayıplarına neden olan parçalar da mevcut. En uzak tarih olan 1969 yılında, bir Japon gemisi mürettebatından 5 denizci uzay atığı sonucu yaralandı. Çok uzağa gitmeyelim 2021 yılında SpaceX SN8 ve SN9 uzay araçları yere sert bir iniş yaparak paramparça oldu.

Hatta bazı filmlerde de uzay kirliliği gözle görülmektedir. Örneğin “Gravity” filminde uzay enkazının bir uzay aracına çarpması sonucu, ki literatürde Kessler Sendormu olarak da bilinir, hayatta kalma mücadelesi veren kadın astronottan bahseder.

Uzay Kirliliği Uzaylıların Varlığını Kanıtlayabilir Mi?

Uzay atıklarından bahsettik ve tabi ki bunun gerçekleşmesi de insanoğlunun gelişmesi ile sağlanmış oldu. Ayrıca bu gelişme ile âdemoğlu, evrende başka canlı var mı, sorusuyla da ilgilenmeye ve buna yönelik aksiyon almaya başladı.

Asıl çılgınlık ise şu: şimdi uzay atıkları var evet. Peki, uzaydaki tüm kirlilik hesaplansa ve insanoğlunun atıkları bu kirlilikten çıkarılsa geriye bir şey kalır mı? Kalırsa bu neye işaret mi, diye sorma. Evet, en az bizim kadar gelişmiş bir tür var!

En az diyorum ama bizden çok gelişmiş de olabilirler, neden olmasın? Ha bir bakarsın hesaplamalara, bizden başka kirlilik kalmamış. O zamanda şunu diyebiliriz: Eğer evrende yalnız değilsek diğer tür ya da türler bizim kadar gelişmemişlerdir. Ya da bir arayış içinde değillerdir. Kim bilir?

Naçizane.

Teknoloji ile kalın, bizimle kalın.

Kaynakça

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir