Wİ-Fİ’IN VÂRİSİ: Li-Fi

Wİ-Fİ’IN VÂRİSİ: Li-Fi

Li-Fi

Bir gün size, en güçlü internet kaynağının tavanınızda asılı duran masum bir lambadan ibaret olacağını hem de saniyeler içerisinde dünyaları indirebileceğinizi söyleseler ihtimal verir miydiniz? Sizce bu, teknolojinin bizlere armağanı mı, yoksa geç bile kalındığını mı düşünüyorsunuz? Cevabınız her ne olursa olsun birazdan öğrenecekleriniz karşısında nesnelerin internetine yani Li-Fi teknolojisine yeni bir kapı açmış olacaksınız.

Wi-Fi Yerini Kime Devrediyor?

wi-fi vs li-fi

Teknolojinin gelişimi öyle hızlı ki her yeni teknolojik buluş bir isim daha demek oluyor. Mobil cihazlar ve akıllı bilgisayarların hayatımıza girmesiyle de yeni tabirlerle karşılaşmaya başladık. Şüphesiz Wi-Fi sözcüğü bunlardan bir tanesi. Misafir olduğumuz bir evde ya da vakit geçirdiğimiz bir yeme-içme mekanında ilk sorduğumuz sorulardan biri, kablosuz internetin olup olmadığıdır. Tahminimce şu an bu yazıyı bağlı olduğunuz Wi-Fi ağı aracılığıyla okuyorsunuzdur.

İnternet olmadan günlük yaşantımızı sürdüremez olduğumuz bu teknoloji çağında Wi-Fi bağlantısının hayatımızda çığır açtığı gerçek. İnternete her an hızlı bir şekilde ulaşmamıza, bunun için kablo mecburiyetinden kurtulmamıza yardımcı oldu. Bu arada mobil internet faturamızı da hafifletti. Fakat bunlara rağmen Wi-Fi’ın iyi bir bağlantı yöntemi olduğunu söyleyemeyebiliriz. Çünkü günümüzde kullanılan teknoloji sayesinde cihazlarımız daha akıllı ve hızlı çalışmaya başladı. Gittikçe daha fazla cihaz Wi-Fi özelliğini kullandığında sinyallerin birbirine karışması nedeniyle sorunlar arttı. Akabinde daha hızlı internet bağlantısı ihtiyacı doğdu.

Bugün, sırtımızı Wi-Fi teknolojisine dayıyor olabiliriz ama teknoloji piyasası bize gösteriyor ki artık yeni sistemler geliştirmenin ve kullanmanın vakti geldi. Aydınlatma endüstrisi, nesnelerin internetiyle birlikte Li-Fi teknolojisini adım adım geliştiriyor ve yakında LED ışıklar sayesinde oluşacak Li-Fi ağı ile internete giriyor olacağımız fikrine ışık tutuyor.

Wi-Fi Bağlantısının Vârisi: Li-Fi (Light Fidelity)

Harald Haas

Yapılan araştırmalara göre, küresel internet kullanımı yüzünden 2030 yılına kadar dünyadaki enerji kaynaklarının %20’sini tüketeceğiz. İnsanlık olarak herkesin internete erişim sağlamasını ve dijital dünyada yer bulmasını istiyorsak, bu göz ardı edilemez enerji problemine çare bulmamız gerekiyor.

Bu konu üzerine yoğunlaşan Edinburgh Üniversitesinden Harald Haas, verinin LED ampullerle aktarılabileceği fikrine sahipti. 2011 yılında Haas tarafından ilham verici bir TED konuşmasında ismini duyduğumuz Li-Fi teknolojisini, uzunca bir dönem geliştirme aşamasında deneylere tabi tuttular. Haas’ın mağazadan aldığı LED ampul aracılığıyla güneş pilinden dizüstü bilgisayara video aktarabilen Li-Fi prototiplerinden birini tanıttığı bu konuşma sonrası Li-Fi modeli,  Haas’ın şirketi PureLiFi aracılığıyla kurumsal müşterileri için örnek vericileri üretmeye başladı. Bu teknolojinin amacı, dijital eşitsizliğe son vermek için nesnelerin internetiyle, on milyarlarca aygıtın internete bağlanmasını sağlamaktı.

Neden Wİ-Fi Değil De Li-Fi Olmalı?

wi-fi or li-fi

Peki, Li-Fi’ın Wi-Fi’dan farkı nedir? Diğer bir deyişle, onu bu kadar harika yapan şey nedir? Hemen söyleyelim: Hızı ve pratikliği. Kolayca LED ışığıyla herhangi bir cihaza bağlanabilen bu pratik sistem, saniyede 224 gigabayta kadar ulaşıyor. Bunun ne denli çılgın bir hız olduğunu net şekilde kavramak adına örnekleyelim. Söz konusu internet hızıyla 1 saniye içinde yaklaşık 15 GB düzeyinde veriyi indirmek mümkün olacak. Bu hız, bir saniyede ortalama 20 filme karşılık gelecek büyüklükteki veriyi indirebileceğimiz anlamına da geliyor.

Öyleyse Nedir Bu Li-Fi?

li-fi varlığında konumlanma

Li-Fi (Light Fidelity), cihazlar arasında kablosuz iletişim kurmak ve veri iletmek için LED ışıklarını kullanan kablosuz optik ağ teknolojisidir. Tam olarak anlayabilmemiz için Wi-Fi teknolojisinin cihazlarımıza nasıl internet ve veri sağladığını bilmeliyiz.

Wi-Fi, veri iletmek için radyo frekanslarını kullanır ve sinyalleri bir erişim noktası etrafında belirli bir alana yayar. Li-Fi ise “Görünür Işık İletişim” (Visible Light Communication) sistemidir. Yani, veri iletmek için radyo frekansları yerine hepimizin gördüğü ampüllerdeki ışığı kullanır. Radyo frekanslarına göre ışık kullanarak iletilen sinyallerin bir alana odaklanması daha kolay olduğu için Li-Fi, Wi-Fi’dan daha güçlü ve hızlıdır.

Bakalım Li-Fi Nasıl Çalışıyor!

Kablosuz sistem, veri aktarımı için OWC’nin (Optik Kablosuz Haberleşme) alt kategorisi olan VLC (Görülebilir Işık) teknolojisini kullanıyor. İnternet, LED ampullere yerleştirilen vericilerle ışık üzerinden cihaza ulaşıyor. Aktarımı ışık ışınıyla sağlanan veriler dönüştürülerek kullanım amacımız olan internet, görüntü vb. olarak  ulaştırılıyor. Wi-Fi gibi internet vericisi olarak kullanılan Li-Fi, kendisine uygun çalışabilen her şeye internet bağlantısı sağlayabiliyor. OWC, Li-Fi’ı destekleyerek ışığın az olduğu kapalı ortamlarda, su altında ve uçaklarda interneti kullanabileceğiz. Kısacası internet bağlantısının daha önce söz konusu olmadığı ortamlarda dahi internete erişebileceğiz. Li-Fi, dolma noktasına gelen Wi-Fi kapasitesinin aksine ışık spektrumları sayesinde radyo spektrumlarından 10.000 kat geniş kaynak sunabiliyor. Bu, Li-Fi’ı daha uzun ömürlü ve dönüştürülebilir bir internet kaynağı haline getiriyor.

Li-Fi'a Güvenebilir miyiz?

Tabii ki Li-Fi’da kusursuz değil. Wi-Fi bağlantısı duvarın ötesine sinyal gönderebilirken, Li-Fi herhangi bir engele maruz kaldığında otomatik olarak kesiliyor. Bu durum her ne kadar olumsuz gibi görünse de bizlere güvenlik duvarı işlevi görüyor. Bağlantının belirli bir noktada sınırlı kalması, aynı zamanda o bağlantıdaki bilgi akışının korunması anlamına geliyor. Li-Fi sisteminin çalışması için alıcı cihazın verici sinyalleri yanan ampulü görmelidir. Li-Fi “kişisel” denebilecek kadar güvenli çünkü görülebilir ışık katı maddelerin içinden geçemiyor. Evinizde ve ofisinizde çalışırken yalnızca sizin kullandığınız lamba sınırlarında veri alıp verebileceksiniz. Böylece olası hırsızlık vakalarından sakınabileceksiniz.

Gerçekten güvenli çünkü Wi-Fi bağlantısının tam tersine, ışık duvarlardan geçemiyor” diyor Haas. “Kontrol ederseniz çevrenizde ortalama 10–15 kadar Wi-Fi ağı bulabilirsiniz. Bu da kötü niyetli birinin bu ağları isterse hackleyebileceği anlamına geliyor. Li-Fi bağlantısında bu mümkün değil çünkü duvarlar ışığı bloke ediyor.” Dolayısıyla, son derece gizli verileri, çalınma korkusu olmadan kolayca aktarabileceğiz. Hatta yan komşunuz ya da sokaktan geçenler de artık sizin kablosuz bağlantınıza dadanamayacaklar.

Li-Fi Kullanım Alanları ve Avantajları

Li-Fi’ın; askeri, köy ve kırsal alanlarda, günümüzde Wi-Fi için tercih edilmeyen, teknik anlamda elverişli olmayan noktalarda kullanılmasını bekliyoruz. Bu durumun sebeplerinden biri ise Li-Fi’ın  çalışmaya devam etmesi için yalnızca ışığa ihtiyaç duyması. Diğer yandan Li-Fi, doğrudan görüş alanına ihtiyaç duymadan duvarlardan yansıyan ışıkla 70 Mbit/s’ye kadar internet kullanımı sağlıyor. Bu özelliğin diğer bir artısı ise her kaynağın daha hızlı ve aktif kullanılmasıdır. Yani, aynı oda içerisinde farklı iki lamba ile çalıştığınızda indirme ya da yükleme işlemi, mevcut internet hızını yavaşlatmayacaktır. Bu da herkese yetecek kadar internetin olacağı anlamına geliyor. Elektromanyetik yayma problemi olmadığı için de hastane benzeri çok hassas mekanlarda rahatlıkla kullanılabilir. Son olarak bu harika teknolojinin Wi-Fi’dan 10 kat daha ucuz olacağını da ekleyelim.

Li-Fi'ın Küçük Kusurları

Lakin Li-Fi teknolojisi güneş ışığı altında halen çalışamıyor. Güneşten gelen ışığın Li-Fi ışığını bozmasından dolayı bu teknoloji dış ortamlarda henüz kullanılmıyor. Bu yüzden birçok kişinin aklında Wi-Fi kadar geniş alanda kullanılamayacağı ve Li-Fi’ın sadece şirket içinde kullanılacağı fikri mevcut. Ekonomik açıdan düşünürsek de gündüzleri lamba ihtiyacımız daha az olduğundan Li-Fi ağı ev ortamına çok da uygun gözükmüyor.

Gelgelelim kısa zaman içinde artık radyo kulelerine ihtiyacımız kalmaması muhtemel. Hem para hem de çevre korunumunda daha büyük tasarruf yapabiliriz. Bunların yanında sokakta yürürken herhangi ışıklı bir cihaz sayesinde internete sahip olacağız. Hatta şu cümleyi ilerde çok duyabiliriz “İnternetim bitti de ben sokak lambasının altına geçip mesajlarıma bakayım.” Mesela uçaklardaki ledler sayesinde uçuş sırasında internet erişimi, led farları üzerinden birbiri ile iletişim kurabilen otomobiller ve dahası… 

Li-Fi, Wi-Fi’ın Yerini Alabilir mi?

Li-Fi, enerji tüketimi açısından Wi-Fi’a  göre daha iyi konumda. Kullanılan enerjiyi ciddi miktarda azaltıyor. Yani, Li-Fi’ın yakın gelecekte en çok kullanılan veri iletim sistemlerinden biri haline gelmesi oldukça muhtemel. Fakat Wi-Fi ya da mobil veri sisteminin yerini alacağı uzmanlar tarafından ön görülmüyor.

Uzmanlara göre Li-Fi’ın kullanılmadığı alanlarda Wi-Fi ve mobil veri kullanımı devam edecek. Yani, bu üç sistemi farklı yollardan giden fakat amaçları aynı olan sistemler olarak düşünebiliriz. Li-Fi’ın olmadığı yerde Wi-Fi, Wi-Fi’ın olmadığı yerde de mobil veri kullanabiliriz. Bu konuyu destekler nitelikte açıklamalarda bulunan Li-Fi’ın geliştiricileri; sistemin amacının diğerlerinin yerine geçmek değil, onları desteklemek olduğunu belirtiyor. Tabii ki neler olacağını bilemeyiz ama Li-Fi’ı yakın zamanda hayatımızın içinde bulabiliriz.

 

Bakalım avantajları ve dezavantajları bulunan, gelişmeye devam eden Li-Fi hayatımıza neler katacak, zamanla göreceğiz. Peki, sizce gelecekte internet nasıl kullanılacak dersiniz?

 

Teknoloji ile kalın, bizimle kalın!.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir