YILDIZLARASI SEYAHATİN İLK YOLCULARI: TARDİGRATLAR

YILDIZLARASI SEYAHATİN İLK YOLCULARI: TARDİGRATLAR

  Uzay yolculuğu henüz insan ırkı için uzak bir kavram. Ancak birçok ekstrem koşullarda hayatta kalmayı başarabilen ”tardigratlar” için değil. 150 derece sıcağa ve -272 derece soğuğa dayanıklı bu canlılar ; Dünya’nın her kıtasında, Everest zirvesinde, hatta Mariana Çukuru’nda dahi hayatta kalabiliyorlar. Peki onları bambaşka bir yıldız sistemine göndersek ne olurdu? Geçtiğimiz aylarda bu soruya  UC Santa Barbara Üniversitesi profesörleri Philip Lubin ve Joel Rothman’dan cevap geldi. Bu iki profesör, dünyaya Starlight Projesini duyurdu. Bu proje sayesinde sevimli tardigratlar komşu yıldız sisteminde hayatta kalmayı deneyecekler.
tardigrat
tardigrat

TARDİGRATLARIN KEŞFİ VE YOLCULUĞU

  Boyları yarım mm ile 1.5 mm arası değişen tardigratlar ,1773′ te Alman bir zoolog tarafından keşfedildi. Şekillerinin küçük bir ayıya benzemesinden kaynaklı ”su ayısı” olarak da bilinirler. Öyle ki tek benzerlikleri bu da değil. Bu canlılar ‘‘Tun” ismi verilen bir çeşit kış uykusu durumunda oldukça uzun süre aç ve susuz kalabilir. Fakat uzun süre uyusalar dahi normale dönmeleri oldukça kısa sürer. Örneğin Antartika’da 30 yıl tun durumunda kalan bir tardigrat uyandıktan yaklaşık 22 gün sonra yumurta üretmiştir.  

  İlk olarak, Eylül 2017′ de tardigratlar 12 gün Foton-M3 kapsülünde Dünya yörüngesinde kalmayı başardılar. Bunun sonucunda sadece ekstrem hava koşullarında değil yüksek radyasyon altında da hayatta kalabildikleri keşfedildi. 3000 tardigratın %68’si hiç etkilenmeden normal hayatlarına döndüler ve hatta ürediler. Bunun üzerine İsrail’ de 3 mühendis ”Beresheet” isimli özel bir uzay aracı tasarladı. Bu araçta Dünya ve insanlık hakkında bilgilerin yedekleri, DNA örnekleri ve binlerce tardigrat bulunmaktaydı. Ama maalesef Ay yüzeyine inişe çok kısa bir mesafe kala aracın Dünya ile olan bağlantısı koptu. Lakin koruyucu giysi ya da kalkan olmadan uzaya dayanabileceği düşünülen bu canlıların ölüp ölmediği hakkında net bir bilgi yok. 

Starlight Projesi

  Yıldızlararası yolculuğun en önemli problemi insan ırkına uygun olmamasıydı. Aynı zamanda yolculuk binlerce yıl da sürebilirdi. İşte tam bu noktada iki bilim insanı, Starlight Projesi ile bizlere en yakın yıldıza 20 yılda gidilebileceğini açıkladı. Kafalarda oldukça soru işaretine yol açan bu söylem neredeyse imkansıza yakın görünüyordu. Projenin hedefi, itki gücü için ”Deep-in” olarak adlandırılan çok güçlü bir lazer ışık yöntemini kullanmak. Böylece ışık hızının yaklaşık %20-%30 oranında bir hıza ulaşabilecekler. Bu seviyede bir hız elde edebilmek için ise seyahat edecek kapsülün yalnızca bir DVD büyüklüğünde olması gerekiyor. Yolculuk esnasında tardigratlar tun durumunda seyahat edecek. Vardıklarında ise kapsüldeki plütonyum ısısı ile çözülecekler. Eğer proje başarıyla sonuçlanırsa ; alışılmış davranışlarda değişiklik, metabolizma, yaşlanma, üreme gibi birçok konu bilim insanları tarafından gözlemlenebilecek. Ayrıca tespit edilen sorunlar üzerinden de yeni iyileştirmeler planlanabilecek. Daha şimdiden bu kadar merak uyandıran bu projenin getireceği sonuçlar belki de insanlığın kaderini yeniden yazacaktır.

                              Umarım yazımdan keyif almışsınızdır.

                                Teknoloji ile kalın, bizimle kalın!

Yanıt yok

  1. […] olmasına, gelgitlerin oluşumuna, Güneş Sistemi’nin oluşumuna ve evrimine, yıldızlara ve galaksilere neden oldu.Kütlelerin birbirlerine uyguladığı kuvvetin bir sınırı […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir